Öne Çıkan Başlıklar
- İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 24 Mayıs 2024 tarihli ihbarı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, aralarında Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da b…
- Bolu’da inşaatı devam eden devlet hastanesinin yapımını üstlenen ve beton santrali kurmak istemesinin ardından belediye ekiplerinin yaptırımlarıyla karşı karşıya kaldığını belirte…
- Hakediş konusundaki süreci anlatan Akıncı, "9’uncu ay civarında, Naim Ayhan’ın odasına görüşmek için gittim.
Gelişmenin Ayrıntıları
İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 24 Mayıs 2024 tarihli ihbarı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, aralarında Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da bulunduğu 19 sanık; "icbar suretiyle irtikap", "irtikaba teşebbüs", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık" ve "5072 Sayılı Vakıf ve Dernekler Kanunu'na muhalefet" suçlarından yargılanıyor. Tanju Özcan hakkında 263 yıla kadar hapis cezası istenen davanın ilk celsesinin üçüncü gününde mağdur ve müştekilerin beyanları alındı.
Bolu’da inşaatı devam eden devlet hastanesinin yapımını üstlenen ve beton santrali kurmak istemesinin ardından belediye ekiplerinin yaptırımlarıyla karşı karşıya kaldığını belirten müteahhit mağdur Cenk Erşebetçi, duruşmada beyan verdi. Erşebetçi, Bolu Bel A.Ş. ile uzun süre beton alımı konusunda pazarlık yaptıklarını söyleyerek, "Bizim şirket bünyesinde hazır beton santralimiz olduğu için bu sektöre yabancı değiliz. C30 ve C50 beton sınıflarının maliyetleri açısından pazarlıkları sürdürdük. Bize belediyeden çok afaki bir fiyat geldi. Tanju Özcan’ı arayarak fiyatla ilgili sıkıntı olduğunu söyledim ve kendisiyle görüştük. 'Bu fiyatlarla beton alamayız' dedik. Tanju Özcan bize, ‘Size beton santrali kurdurtmam’ dedi. İki gün sonra tekrar görüşmemiz oldu. İkinci teklifte de yüksek fiyat verdiler. İşverenimiz, 'Adıyaman’dan santrali sök, getir Bolu’ya kur' dedi. Santralimizi kurduk. Kaçak su kullandığımızı iddia ederek suyumuz kesildi, şantiyemiz mühürlendi. Mobbing uygulandı. Zabıta ekipleri tarafından nöbet tutuldu, giriş çıkış yaptırılmadı. Valilik, zabıtaların gönderilmesi için polis ekipleri gönderdi. Tutanaklar tutulup cezalar yazılmak istendi. Bu yapılanlar nedeniyle hastane inşaatının tamamlanması aşaması yaklaşık iki ay gecikti. Bolu’da üç hastane tek hastaneye düştü. Biz bunu Bolu halkı için yapıyoruz. Bunlar bizim için üzücü olaylar. Tanju Özcan bize bunu niye yaptı anlamış değiliz. Şikayetçi değilim" diye konuştu.
Hakediş konusundaki süreci anlatan Akıncı, "9’uncu ay civarında, Naim Ayhan’ın odasına görüşmek için gittim. Kimse beni çağırmadı. Kendim, ödeme talebim nedeniyle gittim. Görüşme esnasında Ali Sarıyıldız geldi. Üçümüz aynı ortamda bulunduk. Bu sırada BolSev Vakfı’nın yaptığı işlerden bahsedildi. Konuyu Ali Sarıyıldız gündeme getirdi. Kendisini vakıftan sorumlu kişi olarak biliyordum. Ali Sarıyıldız, vakfın yaptığı çalışmalardan bahsetti. Bana, Naim Ayhan ile Ali Sarıyıldız tarafından bağış yapıp yapmayacağım soruldu. Ben de bağış yapmayı kabul ettim. Belediyede bulunduğumuz gün, BolSev bağışı gündeme gelmeden önce hakedişle ilgili herhangi bir görüşme yapılmadı. Bana, ‘Bu bağışı yapmazsan hakedişini geç alırsın’ şeklinde bir ifade kullanılmadı. Aynı şekilde, ‘Bağış yaparsan hakedişini erken alırsın’ da denilmedi" ifadelerini kullandı.
Açıklamalar ve Veriler
Bolu’da inşaatı devam eden devlet hastanesinin yapımını üstlenen ve beton santrali kurmak istemesinin ardından belediye ekiplerinin yaptırımlarıyla karşı karşıya kaldığını belirten müteahhit mağdur Cenk Erşebetçi, duruşmada beyan verdi. Erşebetçi, Bolu Bel A.Ş. ile uzun süre beton alımı konusunda pazarlık yaptıklarını söyleyerek, "Bizim şirket bünyesinde hazır beton santralimiz olduğu için bu sektöre yabancı değiliz. C30 ve C50 beton sınıflarının maliyetleri açısından pazarlıkları sürdürdük. Bize belediyeden çok afaki bir fiyat geldi. Tanju Özcan’ı arayarak fiyatla ilgili sıkıntı olduğunu söyledim ve kendisiyle görüştük. 'Bu fiyatlarla beton alamayız' dedik. Tanju Özcan bize, ‘Size beton santrali kurdurtmam’ dedi. İki gün sonra tekrar görüşmemiz oldu. İkinci teklifte de yüksek fiyat verdiler. İşverenimiz, 'Adıyaman’dan santrali sök, getir Bolu’ya kur' dedi. Santralimizi kurduk. Kaçak su kullandığımızı iddia ederek suyumuz kesildi, şantiyemiz mühürlendi. Mobbing uygulandı. Zabıta ekipleri tarafından nöbet tutuldu, giriş çıkış yaptırılmadı. Valilik, zabıtaların gönderilmesi için polis ekipleri gönderdi. Tutanaklar tutulup cezalar yazılmak istendi. Bu yapılanlar nedeniyle hastane inşaatının tamamlanması aşaması yaklaşık iki ay gecikti. Bolu’da üç hastane tek hastaneye düştü. Biz bunu Bolu halkı için yapıyoruz. Bunlar bizim için üzücü olaylar. Tanju Özcan bize bunu niye yaptı anlamış değiliz. Şikayetçi değilim" diye konuştu.
Hakediş konusundaki süreci anlatan Akıncı, "9’uncu ay civarında, Naim Ayhan’ın odasına görüşmek için gittim. Kimse beni çağırmadı. Kendim, ödeme talebim nedeniyle gittim. Görüşme esnasında Ali Sarıyıldız geldi. Üçümüz aynı ortamda bulunduk. Bu sırada BolSev Vakfı’nın yaptığı işlerden bahsedildi. Konuyu Ali Sarıyıldız gündeme getirdi. Kendisini vakıftan sorumlu kişi olarak biliyordum. Ali Sarıyıldız, vakfın yaptığı çalışmalardan bahsetti. Bana, Naim Ayhan ile Ali Sarıyıldız tarafından bağış yapıp yapmayacağım soruldu. Ben de bağış yapmayı kabul ettim. Belediyede bulunduğumuz gün, BolSev bağışı gündeme gelmeden önce hakedişle ilgili herhangi bir görüşme yapılmadı. Bana, ‘Bu bağışı yapmazsan hakedişini geç alırsın’ şeklinde bir ifade kullanılmadı. Aynı şekilde, ‘Bağış yaparsan hakedişini erken alırsın’ da denilmedi" ifadelerini kullandı.