Uzmanlar temiz enerji dönüşümünde asıl meselenin daha fazla yenilenebilir kapasite kurmak değil, bu dönüşümü daha hızlı, kapsayıcı ve akıllı bir enerji sistemi inşa edecek şekilde gerçekleştirmek olduğunu vurguluyor.
CANLIGalatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, Rams Park’ta Daikin Kadın Voleybol Takımı’nın forma sırt sponsorluğu anlaşmasının imza törenine katılıyor
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Isparta'da "Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” programında konuşuyor
AA'nın "COP31'de Öncelikli Alanlar" dosyasının bu bölümünde, COP31 Eylem Gündemi'nin 10 öncelikli temasından biri olan "Temiz enerji dönüşümü ve elektrifikasyon" başlığında dünyada ve Türkiye'deki durum ele alındı.
Türkiye'nin 9-20 Kasım arasında ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi (COP31) öncesinde temiz enerji dönüşümü ve elektrifikasyon, iklim gündeminin önemli başlıkları arasında yer alıyor.
COP31 Eylem Gündemi'nin 6 küresel uygulama hedefini duyuran COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, söz konusu hedeflerden ilkinin elektrifikasyon olduğunu açıkladı.
Kurum, "2035 yılına kadar yüzde 35 elektrifikasyon oranına ulaşmayı hedefliyoruz. Bu hedef COP31 Başkanlığımızın temel önceliklerinden biri olacak. Antalya’daki COP31’e kadar güçlü bir küresel koalisyon oluşturmak için çalışacağız." dedi.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) İktisat Bölümü Öğretim Üyesi ve Güneş Enerjisi Uygulama ve Araştırma Merkezi (GÜNAM) Baş Araştırmacısı Prof. Dr. Pınar Derin Güre, elektrifikasyonun kömür, petrol ve doğal gazla yürütülen süreçlerin elektrik kullanılarak gerçekleştirilmesi anlamına geldiğini ve enerji dönüşümünün merkezinde bulunduğunu söyledi.
COP31 öncesinde dünya genelinde temiz enerji dönüşümünün hızlandığını, güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarının rekor seviyelere ulaştığını, buna karşın enerji talebi ve fosil yakıt kullanımının artmaya devam ettiğini belirten Güre, mevcut politikaların küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırma hedefiyle tam uyumlu olmadığı tespitini paylaştı.
Türkiye'nin son yıllarda özellikle güneş ve rüzgar enerjisinde önemli ilerleme kaydettiğini ifade eden Güre, "Mayıs 2026 itibarıyla toplam elektrik kurulu gücü 125 bin 598 megavata ulaştı, bunun yaklaşık yüzde 62,6'sı yenilenebilir kaynaklardan. Türkiye'nin Ulusal Enerji Planı kapsamında 2035'e kadar güneş ve rüzgar kurulu gücünün yaklaşık 120 gigavata çıkarılması hedefleniyor. Bundan sonraki dönemde kapasite artışının yanı sıra depolama sistemleri ve şebeke altyapısının da güçlendirilmesi gerekiyor. Asıl mesele bu kapasitenin ne kadar hızlı şebekeye entegre edildiği, depolama sistemleriyle ne kadar desteklenebildiği ve son kullanıcıların dönüşüme ne ölçüde katılabildiği olacak." dedi.
Aynı zamanda ODTÜ İklim Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi olan Güre, elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi durumunda karbon emisyonlarının önemli ölçüde azaltılabildiğini, ulaşımda elektrikli araçların, binalarda ısı pompalarının ve sanayide elektrikli üretim süreçlerinin bu dönüşümün temel unsurları arasında yer aldığını anlattı.
Türkiye'nin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 70'ini ithalat yoluyla karşıladığı ve enerji ithalat faturasının son yıllarda 60 milyar doların üzerinde seyrettiği bilgisini veren Güre, COP31 gündeminde öne çıkan elektrifikasyonun enerji dönüşümünün en önemli bileşenlerinden biri olduğunu ancak tek çözüm olarak görülmemesi gerektiğini kaydetti.
Güre, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Türkiye gibi güneşlenme süresi yüksek ve jeotermal kaynakları güçlü ülkelerde doğrudan yenilenebilir kaynaklardan ısı elde edilmesi önemli fırsatlar sunuyor. Enerji dönüşümünü yalnızca elektriğin payını artırmak olarak değil, enerjinin her formunda fosil yakıt kullanımını azaltacak en uygun teknolojileri devreye almak olarak değerlendirmek gerekiyor. Türkiye'nin önündeki temel soru artık daha fazla yenilenebilir enerji kurabilir miyiz değil, bu dönüşümü ne kadar hızlı ve kapsayıcı gerçekleştirebiliriz sorusu."
Yıldız Teknik Üniversitesi Temiz Enerji Teknolojileri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Ali Rıfat Boynueğri, temiz enerji kavramının yalnızca güneş ve rüzgar santralleriyle sınırlı görülmemesi gerektiğini söyledi.