Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye içindeki duruma bakıldığında, reel kesim güven endeksi verileri ile saha gerçeklikleri arasında bir farklılık göze çarpıyor.
- Dezenflasyon süreciyle uyumlu olarak iç talepte görülen yavaşlama, sanayicinin ciroları üzerinde baskı oluşturmaya başladı.
- Sanayinin büyümeye verdiği katkının giderek azalması, ‘sanayisizleşme’ riskini gündeme getiriyor.
Gelişmenin Ayrıntıları
Türkiye içindeki duruma bakıldığında, reel kesim güven endeksi verileri ile saha gerçeklikleri arasında bir farklılık göze çarpıyor. Seltem İyigün, firmaların yarısının ankette ‘bir risk bulunmuyor’ demesine rağmen, sahadaki asıl tablonun ciddi bir nakit akışı bozulmasına işaret ettiğini vurguladı. Para politikasının sıkı kalmaya devam etmesi ve kredi tavan limitlerindeki katılık, firmaların ihtiyacı olan likiditeye ulaşmasını oldukça zorlaştırıyor. İyigün, krediye ulaşmanın sadece maliyetli değil, aynı zamanda zor bir süreç haline geldiğini ve bunun hemen hemen tüm sektörlerde öz kaynak sorunlarını tetiklediğini ifade etti.
Dezenflasyon süreciyle uyumlu olarak iç talepte görülen yavaşlama, sanayicinin ciroları üzerinde baskı oluşturmaya başladı. Yurt içi satış hacimlerinde beklenen büyümenin elde edilemediğini belirten İyigün, dış piyasalarda da ticaret yollarındaki aksamalar ve talep koşullarındaki sıkıntılar nedeniyle siparişlerin azaldığına dikkat çekti. PMI verilerinin de eşik değerin altında seyretmesi, sanayi üretimindeki ivme kaybını teyit eder nitelikte.
Sanayinin büyümeye verdiği katkının giderek azalması, ‘sanayisizleşme’ riskini gündeme getiriyor. Hizmetler sektörünün sanayiye oranla çok daha hızlı büyüyüp küçülebilen bir yapıya sahip olduğunu hatırlatan İyigün, ekonomik kriz ve pandemi gibi dönemlerde üretim kasları güçlü olan ülkelerin çok daha hızlı toparlandığını belirtti. Türkiye'nin sadece hizmet sektörünü genişleterek değil, bu sektörü yapay zeka ve yazılım gibi yüksek katma değerli alanlarla entegre ederek büyümesi gerektiğini savundu.
Açıklamalar ve Veriler
Avrupa'nın 70'li yıllarda düşük teknolojili üretimi terk ederek yaptığı hataya düşülmemesi gerektiğini ifade eden İyigün, üretim kaslarını kaybeden ülkelerin yüksek teknolojili fırsatları da kaçırdığını vurguladı. Türkiye'nin tekstil ve hazır giyim gibi geleneksel sektörlerden vazgeçmek yerine, bu alanlarda teknolojik dönüşüm gerçekleştirerek katma değeri yükseltmesi gerektiğini belirtti. İyigün, hem sanayide hem de hizmetlerde kabuk değiştirmenin ve bürokrasinin yeni sektörleri destekleyici hale gelmesinin Türkiye ekonomisi için kritik bir zorunluluk olduğunu ifade etti.