Öne Çıkan Başlıklar
- Güney Kore Borsası’nın (KOSPI) zirvesinden %40 geriledikten sonra bir günde %18 yükselmesini ‘bipolar’ bir ruh hali olarak tanımlayan Marbaş Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı…
- Piyasalarda tartışılan yapay zeka balonu iddialarına mesafeli yaklaşan Kuru, bu süreci Metaverse gibi geçici akımlardan ayırarak ‘sessiz bir devrim’ olarak nitelendirdi.
- Borsa İstanbul’un mevcut görünümünü ‘düşük olasılıkların bir araya gelmesi’ olarak değerlendiren Soner Kuru, piyasa üzerindeki üçlü baskıya dikkat çekti.
Gelişmenin Ayrıntıları
Güney Kore Borsası’nın (KOSPI) zirvesinden %40 geriledikten sonra bir günde %18 yükselmesini ‘bipolar’ bir ruh hali olarak tanımlayan Marbaş Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru, bu durumun finansal piyasalardaki yapısal değişimi yansıttığını belirtti. Kuru’ya göre dünya, devletlerden daha güçlü şirketlerin ekonomiye yön verdiği bir ‘şirketokrasi’ dönemine girmiş durumda. Artık endeksler genel ülke performansını değil, Samsung gibi hakim şirketlerin performansını ve gelecek öngörülerini yansıtıyor. Samsung'un 2027 sonuna kadar çip talebinin arzın önünde olacağına dair verdiği rehberlik, piyasadaki potansiyeli tetikleyen ana unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Piyasalarda tartışılan yapay zeka balonu iddialarına mesafeli yaklaşan Kuru, bu süreci Metaverse gibi geçici akımlardan ayırarak ‘sessiz bir devrim’ olarak nitelendirdi. Yapay zekanın çok daha derin bir ekonomik habitat oluşturduğunu ve henüz yolun başında olunduğunu ifade eden Kuru, küresel sermayenin iki ana rotası olduğunu belirtti: Yapay zeka ve değişen güvenlik konsepti nedeniyle savunma sanayi. Bu iki alanın dünyadaki para akışını domine ettiğini ve savunma sanayinin Borsa İstanbul’da da olumlu bir beklenti yarattığını ekledi.
Borsa İstanbul’un mevcut görünümünü ‘düşük olasılıkların bir araya gelmesi’ olarak değerlendiren Soner Kuru, piyasa üzerindeki üçlü baskıya dikkat çekti. Kuru; yüksek faiz ortamının likiditeyi kurutmasını, MSCI gibi yabancı endekslerin uyarılarının yatırımcı motivasyonunu bozmasını ve temmuz ayındaki yoğun halka arz trafiğini ana sebepler olarak sıraladı. Özellikle temmuz ayında 10'dan fazla halka arzla 30 milyar TL'den fazla kaynağın piyasadan çekilmesinin, taze para girişi olmayan borsada seviyeyi aşağı çektiğini vurguladı.
Açıklamalar ve Veriler
Türkiye’deki tasarruf sahiplerinin yüksek getiri arayışını ve ‘yastık altı’ alışkanlığını analiz eden Kuru, Türkiye'de yaklaşık 600 milyar dolar değerinde altın rezervinin sistem dışında olduğunun tahmin edildiğini belirtti. Bu miktarın sadece %10'unun sisteme dahil edilmesinin cari işlemler dengesini neredeyse sıfırlayabileceğini ifade eden Kuru, buna rağmen vatandaşları altınlarını sisteme sokma noktasında ikna etmenin zorluğunu dile getirdi. Tasarrufla imkanlar arasındaki makasın açılmasının, özellikle genç yatırımcıları hayallerine ulaşmak için daha riskli enstrümanlara ittiğini ekledi.
Borsa İstanbul’daki köklü şirketlerin çoğunun mevcut likidite baskısı nedeniyle öz sermayelerinin altında ve iskontolu fiyatlandığını hatırlatan Soner Kuru, yatırımcılar için vadeli bir perspektif sundu. Kısa vadeli koruma arayanlar için sabit getirili enstrümanların cazip olduğunu belirten Kuru, yatırım vadesi birkaç yıl ve üzeri olanlar için mevcut seviyelerin önemli bir fırsat sunduğunun altını çizdi. Piyasadaki görünümün iyileşmesi için jeopolitik risklerin azalmasıyla faiz indirimi alanının açılması ve regülasyon süreçlerinin yabancı güvenini tesis edecek şekilde tamamlanması gerektiğini ifade etti.