Filistin Akademik Düşünce Platformu, Türkiye'nin 7 bölgesindeki 9 üniversitede "Yedi Bölge Tek Ses: Filistin Sözlüğü" programı düzenledi.
Filistin Akademik Düşünce Platformu, Filistin'de yaşanan soykırımı hatırlatmak, Filistin meselesini gündemde tutmak ve farklı şehirlerden ortak akademik bir ses yükseltmek amacıyla Türkiye'nin 7 bölgesindeki 9 üniversitede "Yedi Bölge Tek Ses: Filistin Sözlüğü" programı düzenledi.
Bu kapsamda Marmara, Ankara Hacı Bayram Veli, Siirt, Manisa Celal Bayar, Bayburt, Süleyman Demirel, Kütahya Dumlupınar, Bitlis Eren ve Hitit üniversitelerinde programlar kapsamında paneller düzenlendi, sergi açılışları yapıldı.
Ortak açılış metninin okunduğu programlarla, Ekim 2023'te başlayan Aksa Tufanı ve sonrasında Filistin'de yaşananların yeniden hatırlanması, Filistin meselesinin akademik çerçevede ele alınması ve konunun gündemde tutulması hedeflendi.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Doç. Dr. Yalçın Lüleci Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen "İletişim ve Geleceğimiz: Adil ve Etkili Bir İletişim Düzeni Kurmak" başlıklı programa, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
"Yedi Bölge Tek Ses: Filistin Sözlüğü" programının açılış konuşmasını, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emin Babacan yaptı.
Babacan, Ekim 2023'ten bu yana son üç yılda yaşananların, modern tarihte insanlığın tanık olduğu ağır bir travma ve soykırım olduğunu belirterek, yaşananların başlangıcını yalnızca 7 Ekim olarak değerlendirmenin doğru olmayacağını ifade etti.
Ekim 2023 sonrasında özellikle Gazze'de, bilhassa son bir yılda İsrail'in gerçekleştirdiği eylemlerin yalnızca Gazze ile sınırlı olmadığını vurgulayan Babacan, bölgenin tamamında yaşananların anlaşılabilmesi için meselenin 100, hatta 150 yıllık tarihsel sürecine bakılması gerektiğini kaydetti.
Babacan, "Bugün olan biteni anlamak bu tarihi, sosyolojik, teolojik arka planını anlamayı gerektirir ama belki bugün burada bu kısacık zaman dilimi içerisinde bizi ilgilendiren tarafıyla iletişimciler olarak, hakikatin nasıl perdelendiği, aktarıldığı, çerçevelendirildiği ve gerçekten bir iletişim savaşının yaşandığı bu mesele üzerinden kimin hikayesinin nasıl, kim tarafından hangi kavramlarla, tanımlamalarla anlatıldığı bizim ve programımız açısından daha anlamlı." ifadelerini kullandı.
Soykırımın siyonizm, kapitalizm, emperyalizm ve kolonyalizmle olan ilişkisinin ortaya konulabilmesi ve meselenin iletişim çerçevesinde yeniden anlamlandırılabilmesi için kelime, kavram ve tanımların yeniden ele alınarak yapılandırılması gerektiğini vurgulayan Babacan, şunları söyledi:
"Biz de hem bireysel olarak hocalarımız, hem fakülte olarak, Filistin meselesinin belki de bu 100 yıllık hikayenin tamamını elbette ki okumak, yazmak ya da anlatmakta kifayetsiz kalabiliriz. Ama en azından panelimizin başlığında da ifade ettiğimiz adil ve etkili bir enformasyon dünyasının inşasının varlığı için çaba göstermeye devam ediyoruz. Sadece bu etkinliğimizde ya da sadece bu panelimizde değil, yaklaşık iki, iki buçuk yıllık dönemde fakültemizin de ana temalarından, başlıklarından birisi olarak gündemimizde tutmaya devam ediyoruz."
Prof. Dr. Babacan, bu meselenin sadece Filistin ya da İslam dünyasının, yaşadıkları coğrafyanın meselesi olduğunu düşünmediğini dile getirdi.
İnsanlığın ortak hikayesinin bugün sadece Filistin ya da Gazze'de yaşayanlar olmadığını vurgulayan Babacan, "İnsanlığın geri kalanı olarak hepimize birçok şey düşüyor ki bu anlamda en önemli belki de altını çizmemiz gereken şey gerçekten insanlığın maruz kaldığı başka bir hayat tarzının bile mümkün olamayacağının düşündürülmesi meselesi aslında." diye konuştu.
Filistin Sözlüğü'ne değinen Babacan, şunları kaydetti:
"Kelimelerle, kavramlarla, tanımlarla ve oluşturulan o medyatik ekosistemle hepimize aslında, bütün insanlığa giydirilen bir elbise var. Bunun sökülüp, yırtılıp atılması için hepimizin gerçekten yeniden düşünmesi, kelimeler, kavramlar, tanımlar, dünyaya bakış, hayata bakış, olana bitene bakış konusunda yeniden bir düşünmeye ihtiyacımız var. Bu anlamda insanlık olarak hepimizin sorumlu olduğu, hepimizin sorumluluğu omuzlarında, gönlünde, kalbinde, kaleminde, kelamında her şeyinde hissetmesi gerektiği bir gerçeklikle karşı karşıyayız."
Programda, Filistin'deki soykırımı konu alan belgesel gösterildi.
Daha sonra Prof. Dr. Hediyetullah Aydeniz'in moderatörlüğünde "İletişim ve Geleceğimiz: Adil ve Etkili Bir İletişim Düzeni Kurmak" başlıklı panel düzenlendi.
Panelde, Doç. Dr. Mehmet Latif Bakış, Ortadoğu Uzmanı Haydar Oruç, Doç. Dr. Mehmet Emrah Karadere ve Dr. Öğr. Üyesi Alaattin Aslan konuşma yaptı.
Doç. Dr. Bakış paneldeki konuşmasında, "Filistin nedir?" sorusunu sorarak, şunları dile getirdi:
"Filistin, Yahudiler için bir teolojik vaattir ya da bir teolojik gerekçelendirmedir. Müslüman coğrafyası için bir imtihandır. İnsanlık dünyası için bir vicdani varoluş veya farkındalık durumudur. Orta Doğu coğrafyası için ise bir bütünleşme veya yok olma, savrulma ifadesine kendisinde karşılık bulur. O zaman 'Filistin nedir?' meselesinde, Filistin'in nasıl bu hale geldiğine ilişkin eğer bir imtihan olarak kabul edersek ya da onlar için bir teolojik gerekçelendirme zemini olarak ifade edecek olursak, Filistin'in bugünkü mezalim durumuna nasıl düştü meselesini sorgulamak icap ediyor." dedi.
Oruç ise Filistin'de yaşanan soykırıma ilişkin, "Modern çağın en büyük katliamı gözümüzün önünde yaşandı ve hala yaşanıyor. Bir ateşkes anlaşması imzalandı. Evet, sözde bir ateşkes var. Bize ne kazandırdı bu? Toplu ölümler olmuyor, münferit saldırılar oluyor ve kayıp sayıları yine üçlü beşli rakamlara düştü ama Gazze'de hiçbir şey düzelmedi." diye konuştu.
Bu kapsamda düzenlenen programlar ve etkinliklerle dikkati hala Gazze'de tutmanın gerektiğini vurgulayan Oruç, "Bizim ağzımıza almaktan imtina ettiğimiz şeyler İsrail'de siyasetçiler tarafından, kanaat önderleri tarafından, hatta akademisyenler tarafından çok ulu orta söylenebiliyor ve toplum da bunları artık yadırgamıyor. Kabullenmiş durumda, normal. Çünkü 'öteki' olan Filistin. Filistin söz konusu olduğu zaman bunların hepsi mübah durumunda İsrail için." ifadelerini kullandı.
Karadere de Gazze konusunda zihinlerin fark ettirilmeden işgal edildiğini anlatarak, "Ben zihnimin işgal edildiğini Ekim 2023'de anladım. O zamana kadar bağımsız, özgür düşünüyorum, istediğimi yazıyorum, istediğim bilgiyi üretiyorum, akademisyen olarak istediğim araştırmayı yapıyorum sanıyordum. Bu işgale bir mücadele arayışındaydım. İşte o noktada Filistin Akademik Düşünce Platformu ile tanışma fırsatım oldu. Sözlükte tek bir maddem var, 'Anti-emperyalist Psikiyatri'." diye konuştu.
Aslan ise Filistin Sözlüğü'nün çok kıymetli olduğunu ve arkasında ciddi bir emek bulunduğunu belirterek, sözlüğün ortaya çıkmasında emeği geçenlere teşekkür etti.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fulya Bayraktar, Itri Yerleşkesi Mavi Salon'daki panelin açılışında yaptığı konuşmada, programın yalnızca akademik bir çalışma olmadığını, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanına yönelik güçlü bir akademik iradenin göstergesi olduğunu söyledi.
Bayraktar, 273 akademisyen yazarın katkısıyla hazırlanan 630 maddelik "Filistin Sözlüğü"nün, Filistin'in mekanlarını, sembollerini, şahsiyetlerini ve yaşanan trajedileri akademik yöntemlerle ele alan önemli bir çalışma olduğunu, akademisyenlerin bilgi ve bilim yoluyla hakikatin ortaya konulması konusunda önemli bir sorumluluk taşıdığına dikkati çekti.
Daha sonra Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sema Çelem Esmer moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Yücel Başdemir, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Erdem, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kübranur Ünal ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Abdülkadir Pekel konuşmacı olarak yer aldı.
Filistin meselesinin tarihsel, toplumsal, akademik ve insani boyutlarının ele alındığı panelde Filistin'e ilişkin kavramların doğru bilgi ve akademik bir perspektifle değerlendirilmesinin önemi üzerinde duruldu.
Program, konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdimi ile sona erdi.
Siirt Üniversitesi (SİÜ) İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen programda, "Filistin Sözlüğü" ile ilgili gösterim yapıldı.
Programda konuşan SİÜ Rektörü Prof. Dr. Nihat Şındak, Filistin'de yaşanan soykırımın ve zulmün tarihsel bir gelişimi bulunduğunu söyledi.
Filistin Sözlüğü'nün önemine dikkati çeken Şındak, "Bizlere farklı algılar, anlamlar yükleyecek, kelimeler kurduracak olan Filistin Sözlüğü'nün çok anlamlı ve önemli olduğunu ifade etmek isterim. Anne karnında doğmamış, henüz dünyayı görmemiş, kurşunlanmış bir çocuk hangi kelimeyle ifade edilir, bilemiyoruz. İnşallah bu sözlük de hak ettiği anlamı bulur." dedi.
Türkiye'nin 7 bölgesinde bir araya gelmeyi önemli bulduklarını ifade eden Şındak, üniversitelerin böyle bir konuda birlikte hareket edebilmesinin kurumlar arasındaki işbirliğinin de güzel bir örneğini gösterdiğini vurguladı.
Filistin Sözlüğü Editör Yardımcısı ve SİÜ Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Serpil Pekdoğan Göztok da Filistin'de yaşanan acıların toplumsal hafızada canlı tutulması gerektiğine inandığını söyledi.
Gazze'de kadınların ve annelerin yaşadıklarının en acı örneklerden biri olduğunu dile getiren Göztok, "Filistinli kadınları yalnızca yaşanan zulmün mağdurları olarak anlatmak da büyük bir eksiklik olacaktır. Filistinli kadın aynı zamanda direnişin, direncin ve kültürel devamlılığın taşıyıcısıdır. Toprağına sahip çıkan, ailesini ayakta tutan, geleneklerini yaşatan, nakışlarıyla, yemekleriyle, sanatıyla ve kültürüyle Filistin tarihini nesilden nesile aktaran kadınlar aynı zamanda Mescid-i Aksa'yı, siyonist İsrail'in işgalci, baskıcı, sömürgeci ve şiddet hareketlerine karşı korumak için her daim nöbet tutan murabıtlarıdır." şeklinde konuştu.
Programda açılış konuşmalarının ardından Dr. Öğr. Üyesi Göztok'un moderatörlüğünü yaptığı panele geçildi.
Panelde, SİÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülşen İstek "Kudüs Krallığı: Yakılan Minber", Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Dr. Öğr. Üyesi Kayhan Bayram "Gazze'de Abluka ve Gözaltında İbadet Kültürü", SİÜ Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Abdullah Baycar "Filistin Direnişinde Sanatsal Yankılar" ve eğitimci İbrahim Ethem Göztok ise "Kudüs Şiirleri: Mavi Marmara" başlıklı sunum yaptı.
"Filistin Sözlüğü Sergisi"nin ziyaret edilmesiyle devam eden program, Filistin temalı uçurtma etkinliğiyle sona erdi.
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Süleyman Demirel Konferans Salonu'ndaki programda konuşan Küresel Sumud Filosu aktivisti yazar Ayşin Kantoğlu, Şifa Hastanesi'ne yönelik saldırıya değindi.
Kantoğlu, "40 bebek vardı, hatırlıyor musunuz? Saatleri sayıyorduk ne kadar yakıt kaldı, ne kadar süre kuvözdeki o bebeklerin hayatı devam ettirilebilecek diye. Ne 40 bebek kaldı orada ne de ayakta hastane." ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Haşmet Yazıcı da Gazze'de yaşananları "sağlık soykırımı" olarak nitelendirdi.
Yazıcı, İsrail'in Gazze'deki uygulamalarına ilişkin ise "Üzerine basa basa söylememiz gerek, İsrail devletinden bahsetmiyoruz. Bu, organize bir suç terör örgütüdür." dedi.
Gazzeli araştırmacı ve eğitmen Abdulaziz Aldaiah ise babasının Mısır'daki Tanta Üniversitesi'nde doktorasını tamamladıktan sonra Gazze'ye dönerek nesiller yetiştirme görevini üstlendiğini, saldırılar nedeniyle yaklaşık 30 kilo verdiğini, ailesinin de açlık ve yoksullukla karşı karşıya kaldığını söyledi.
Aldaiah, babasının şu anda enkazın yanındaki bir arsayı kiralayıp ağaçlar dikmeye başladığını ifade ederek, "Babam bu topraklar bizim ve bu topraklardan hiç vazgeçmeyeceğiz mesajını kendi evlatlarına veriyor." dedi.