Öne Çıkan Başlıklar
- ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş süreci, küresel ekonomide belirsizlikleri artırırken Türkiye'nin enflasyon, faiz, büyüme ve döviz politikaları üzerin…
- Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.
- "Yaklaşık beş ay önce, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının başladığı dönemde savaşın olası ekonomik maliyetlerini değerlendirirken artacak küresel belirsizliğin sermaye çıkışla…
Gelişmenin Ayrıntıları
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş süreci, küresel ekonomide belirsizlikleri artırırken Türkiye'nin enflasyon, faiz, büyüme ve döviz politikaları üzerinde de yeni baskılar oluşturdu.
Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, BBC Türkçe için kaleme aldığı analizde, savaşın ekonomik dengeleri nasıl değiştirdiğini, Türkiye'nin yıl sonu beklentilerindeki sapmaları ve sürdürülebilir büyüme için atılması gereken adımları ele aldı.
"Yaklaşık beş ay önce, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının başladığı dönemde savaşın olası ekonomik maliyetlerini değerlendirirken artacak küresel belirsizliğin sermaye çıkışlarını tetikleyeceğini, yükselen risklerle küresel faizlerin artacağını ve bunun Türkiye'nin hem dış hem iç borçlanma maliyetlerini yükselteceğini vurgulamıştık.
Açıklamalar ve Veriler
Yılın ilk altı ayında bu 'kehanetin' doğrulandığına tanıklık ettik.
2026 boyunca faiz indirmesi beklenen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), savaşın hemen ardından faiz indirmek şöyle dursun, efektif politika faizini üç puan yükselterek koridorun üst bandına çıkardı.
Özel sektörün dezenflasyon politikalarına daha fazla dayanma gücü kalmadığına dair ısrarlı şikayetlerine rağmen savaşın enflasyon ve kur üzerindeki baskısı Merkez Bankası'na faiz gevşetmesine imkan vermedi.
23 Temmuz'daki son Para Politikaları Kurulu (PPK) toplantısında da yeniden alevlenen savaş sebebiyle politika faizinde değişiklik olmadı.
ABD'de 3 Kasım'daki ara seçimler öncesi İran ile bir barış anlaşması imzalanması elzem görünüyor.
Sektöre Etkisi ve Sonraki Adımlar
Başkan Donald Trump'ın çekirdek tabanı, savaşı "dünyaya meydan okuma" olarak görüp destekliyor olsa da, genel seçmenin artan petrol fiyatlarından duyduğu rahatsızlık savaşın kısa sürede bitmesi için Trump'ı zorluyor.
Son dönemki ekonomik tahmin ve planlamaların baz senaryosu ağırlıklı olarak bu varsayıma dayanıyor.
TCMB'nin de PPK karar metninde temmuzda enflasyonda 'geçici' bir artış beklediğini söylemesi, savaş kaynaklı şokların sonlanması durumunda eylülde faiz indirimlerinin başlayabileceği şeklinde yorumlanabilir.
TCMB ile aynı gün toplanan Avrupa Merkez Bankası (ECB) da politika faizini değiştirmedi ancak verdiği ileriye dönük sinyal TCMB'nin tersine faiz artışı yönündeydi.
Haziranda faiz artışına gitmiş olan ECB, savaş sonrası artan enerji fiyatlarının faiz artışıyla bertaraf edilemeyeceğini bilse de, enflasyon beklentilerindeki olası bir bozulmanın ileride daha yüksek faiz artışları getireceğini hesaplayarak enflasyona karşı taviz vermeyeceği sinyalini güçlü biçimde verdi.