İçeriğe geç
HABERGündem

⁠İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan: Aynı evin içindeki insanların birbirinden uzaklaştığını görüyoruz

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan, "Teknolojinin dünyayı birbirine bağladığı bir çağda aynı evin içindeki insanların birbirinden uzaklaşabildiğini görüyoruz. Her biri aynı esnada başka bir ekrana bakıyor...

WhatsApp
Aa
⁠İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan: Aynı evin içindeki insanların birbirinden uzaklaştığını görüyoruz Gündem

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan, "Teknolojinin dünyayı birbirine bağladığı bir çağda aynı evin içindeki insanların birbirinden uzaklaşabildiğini görüyoruz. Her biri aynı esnada başka bir ekrana bakıyor olabiliyor." dedi.

⁠İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan: Aynı evin içindeki insanların birbirinden uzaklaştığını görüyoruzİlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan, "Teknolojinin dünyayı birbirine bağladığı bir çağda aynı evin içindeki insanların birbirinden uzaklaşabildiğini görüyoruz. Her biri aynı esnada başka bir ekrana bakıyor olabiliyor." dedi.

⁠İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Dünyanın bir ucundan diğer ucuna sadece saniyeler içerisinde ulaşabiliyoruz. Ama bütün imkanlar adaleti, huzuru ve anlamı aynı ölçüde maalesef büyütmedi. Demek ki mesele ne kadar güçlü olduğumuzdan, ne kadar gelişmiş olduğumuzdan ibaret değil. O gücü ve gelişmişliği ne için ve nasıl kullandığımız da önemli." dedi.

Burada konuşan Erdoğan, sempozyumun hayırlara vesile olması temennisinde bulunarak, akademinin, ilmin ve fikrin imkanlarıyla insanlığın karşı karşıya olduğu önemli meseleleri konuşmak üzere bir arada olduklarını söyledi.

Erdoğan, insanlığın çok katmanlı bir krizler dönemi yaşadığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Savaşlar, yerinden edilen milyonlar, soykırım, ekonomik eşitsizlik, çevre sorunları, aile yapısındaki aşınma, gençlerin yalnızlığı, bilgi kirliliği ve teknolojinin ortaya çıkardığı yeni ahlaki meseleler aynı çağın içinde yan yana duruyor. İlk bakışta bunların her biri ayrı bir alanın problemi olarak görünüyor. Fakat biraz daha derine indiğimizde ortak bir meseleyle karşılaşıyoruz. İnsan, elindeki gücü hangi ölçüyle kullanacak? Serveti hangi ölçüyle kazanacak ve paylaşacak? Bilgiyi hangi ölçüyle üretecek ve yayacak? Teknolojiyi hangi ölçüyle geliştirecek? Kısacası insan, hayatını hangi ölçüye göre yaşayacak?"

Bugün yaşanan pek çok krizin temelinde mizan ve ölçü probleminin olduğunu ifade eden Erdoğan, Kur'an'ın burada yol gösterdiğini, insana sunduğu mizanın, hayatın bütün alanlarını kuşattığını belirtti.

Erdoğan, insanlığın bilgi birikiminin çok büyük olduğunu, teknolojik kapasitenin tarihte görülmemiş seviyelere ulaştığını dile getirerek, "Muazzam bir servet üretilmiş, dünyanın bir ucundan diğer ucuna sadece saniyeler içerisinde ulaşabiliyoruz. Ama bütün imkanlar adaleti, huzuru ve anlamı aynı ölçüde maalesef büyütmedi. Demek ki mesele ne kadar güçlü olduğumuzdan, ne kadar gelişmiş olduğumuzdan ibaret değil. O gücü ve gelişmişliği ne için ve nasıl kullandığımız da önemli." ifadelerini kullandı.

Bunun en ağır örneğini savaşlarda gördüklerini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bugün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde 15 ülke, bunların içerisinde 5 daimi üyenin veto yetkisi, diğer ülkelerin, dünyanın bütün ülkelerinin iradelerinin önüne geçebiliyor. Bir salonda alınan siyasi kararın veya alınamayan kararın karşılığı, binlerce kilometre ötede bombardıman altında kalan bir Gazzeli çocuk olabiliyor. Daha vahimi, benzer acılara mağdurun kimliğine göre farklı tepkiler verilebiliyor. Bir yerde hayatını kaybeden siviller günlerce dünya gündeminde kalırken başka bir coğrafyada yaşanan büyük bir insanlık dramı, birkaç saniyelik haber görüntüsüne dönüşebiliyor. Ukrayna-Rusya savaşıyla Gazze soykırımını aynı dönemde yaşarken, Avrupa medyasında özellikle ilk yıllarda bu iki çatışmaya, zulme, savaşa ve tabii ki Gazze'deki soykırıma yaklaşımın ne denli dengesiz olduğunu çok net bir şekilde hep birlikte izledik.

Erdoğan, adaletin, karşıdaki insanın kimliğine göre değişmeyeceğini, zulmün failinin değiştiğinde zulmün adının da değişmeyeceğini kaydederek, mağdurun dini, ırkı, milleti, rengi veya pasaportunun, insan hayatının anlamını ve değerini değiştirmeyeceğini vurguladı.

Bugün dünyanın ihtiyaç duyduğu ölçülerden birinin de bu olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mizanın bozulduğu ikinci büyük alan, servet ve tüketimle kurduğumuz ilişkidir. Aynı şehirde bir insan hangi lüks otomobili alacağını düşünürken, birkaç sokak ötede başka bir insan hangi temel ihtiyacından vazgeçeceğini hesaplıyor olabiliyor. Kur'an serveti reddetmiyor, meşru kazancı, mülkiyeti, ticareti kabul ediyor fakat servetin insanı esir almasına ve toplumsal sorumluluktan kopmasına karşı güçlü bir ahlak ortaya koyuyor. Zekat bunun için var, infak bunun için var. Ve Allahutaala servetin, sermayenin biriktirilmemesine yönelik bir mizan önümüze koyuyor. Kul hakkı hassasiyetini hayatımızın bir ölçütü olarak önümüze koyuyor."

Erdoğan, tüketim konusunda da benzer bir ölçüye ihtiyaç olduğuna dikkati çekerek, "Çalışan telefonumuzu yeni modeli çıktığı için eski görüyoruz. Dolabımızda giymediğimiz kıyafetler dururken yenilerini alıyoruz. Bir tarafta tonlarca gıda çöpe giderken başka bir tarafta insanlar temel gıdaya ulaşmakta zorluk çekiyorlar. Bütün hayatımızın odağının bireylerin tüketmesine, devamlı yenisini almasına doğru şekillendirildiği algoritmalar hayatımıza düzen veriyor. Kur'an'ın ölçüsü çok yalın oysa, 'Yeyin, için fakat israf etmeyin.' Nimetten faydalanacağız, üreteceğiz, kazanacağız fakat bütün bunları ölçüyü kaybetmeden yapacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Ölçüye en fazla ihtiyaç duyulan alanlardan birinin bilgi ve teknoloji olduğunu kaydeden Erdoğan, yapay zekayla hiç söylenmemiş bir sözü söylenmiş, hiç yaşanmamış bir hadiseyi yaşanmış gibi göstermenin mümkün olduğunu belirtti.

Erdoğan, teknoloji geliştikçe, ahlaka duyulan ihtiyacın arttığını ifade ederek, şunları kaydetti:

"Teknoloji bize neyi yapabileceğimizi söylüyor fakat her yapabildiğimiz şeyi, yapmamız gerekip gerekmediği sorusuna teknoloji cevap vermiyor. Bugün yapay zekanın gelişiminde 'Kurallar nasıl olmalı?' konusunda dünya ittifak etmiş değil. Yapay zekayı sadece teknoloji için, geliştirmiş olmak için geliştirmek durumuyla karşı karşıyayız. Bu geliştirmenin neticesinde toplumlar nasıl etkilenecek, sosyal ilişkiler nasıl etkilenecek, insan ırkı nasıl etkilenecek? Bunun üzerine çalışma yapmaya, kafa yormaya fırsatımız dahi olmuyor. Dolayısıyla burada ahlaka, hikmete ve mizana ihtiyacımız var." dedi.

Erdoğan, aile ve gençlik konusunun da önemine dikkati çekerek, şunları söyledi:

Paylaş: X Facebook LinkedIn
Önceki Haber 60 saniyede bugün (04 Ekim 2026) 04.10.2026 Sonraki Haber Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, TEKNOFEST 2026'da ziyaretçilerle buluştu 04.10.2026

Bu habere tepki ver

0 Kızgın
0 Bayıldım
0 Hahaha
0 Beğendim
0 Muhteşem
0 Üzgün
0 İnanılmaz

/ Okuyucu Yorumları /

0 yorum

Henüz onaylanmış yorum yok.