İçeriğe geç
HABERGündem

Hukukçular AYM'nin süresiz nafaka kararını değerlendirdi

Hukukçular, Anayasa Mahkemesinin kanundaki boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin nafakayı "süresiz olarak" isteyebilmesine imkan tanıyan ibareyi iptal etmesinin nafaka hakkını tamamen ortadan kaldırmadığını belirtti.

WhatsApp
Aa
Hukukçular AYM'nin süresiz nafaka kararını değerlendirdi Gündem

Hukukçular, Anayasa Mahkemesinin kanundaki boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin nafakayı "süresiz olarak" isteyebilmesine imkan tanıyan ibareyi iptal etmesinin nafaka hakkını tamamen ortadan kaldırmadığını belirtti.

CANLIİstanbul Maltepe'de kısmen çöken binada hayatını kaybeden kardeşler Ahmet Muhammed İnan ve Zeynep İnan için Mimar Sinan Camisi'nde cenaze töreni düzenleniyor.

AYM'nin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "süresiz olarak" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline ilişkin kararının gerekçesi 30 Eylül'de Resmi Gazete'de yayımlandı. İptal hükmü, yayımdan 9 ay sonra yürürlüğe girecek.

İstanbul 2 Nolu Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Serpil Balat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk Medeni Kanunu'nda tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası olmak üzere üç farklı nafaka türünün bulunduğunu söyledi.

Tedbir nafakasının dava tarihinden boşanma veya ayrılık hükmünün kesinleşmesine kadar devam ettiğini aktaran Balat, kararın eşe verilen yoksulluk nafakasının "süresiz verilmesi"yle ilgili olduğunu, çocuk için verilen iştirak nafakasının kapsam dışında bulunduğunu söyledi.

AYM'nin süresiz nafaka düzenlemesinin iptal kararının gerekçesi Resmi Gazete'de

Balat, toplumda çocuk için ödenen nafakanın anneye verilen nafaka olarak algılanabildiğini belirterek, "AYM, çocuğa verilen iştirak nafakasıyla ilgili herhangi bir hüküm kurmadı. Maalesef toplumumuzda çocuğa verilen nafaka da anneye verilmiş gibi algılandığı için Anayasa Mahkemesinin yoksulluk nafakası hakkında verdiği kararın çocukları da etkileyeceği düşünülmüştür. Yoksulluk nafakası sadece boşanmış eşleri ilgilendirir." dedi.

Yeni sistemde sosyal devlet ile hakkaniyet arasında dengeli bir yapı kurulması gerektiğini dile getiren Balat, nafakanın ekonomik bağımsızlığın yeniden kazanılmasına katkı sağlaması, devletin ise istihdam, meslek edindirme, sosyal yardım ve sosyal güvenlik politikalarıyla bu süreci desteklemesi gerektiğini kaydetti.

Nafaka süresi ve miktarında tek tip çözümler yerine objektif kriterlerin esas alınması gerektiğini vurgulayan Balat, şöyle devam etti:

"Nafakanın süresinin yalnızca evlilik süresine bağlanması hakkaniyetli sonuçlar doğurmaz. Evlilik süresinin önemli bir kriter olduğu kabul edilmekle birlikte tek başına belirleyici olmamalı. Nafaka süresi belirlenirken evliliğin süresi, tarafların yaşı, sağlık durumları, eğitim seviyeleri, mesleki yeterlilikleri ve çalışma deneyimleri, çalışma hayatından uzak kaldıkları süre, yeniden istihdama katılabilme imkanları, tarafların mal varlığı ve gelir durumları, müşterek çocukların sayısı, yaşı ve bakım ihtiyaçları ile evlilik nedeniyle oluşan kariyer ve emeklilik kayıpları dikkate alınmalı."

Bazı özel durumlarda süresiz nafakanın gerekli olabileceğini belirten Balat, yaşlılık, ağır veya kalıcı hastalık, engellilik, çalışma gücünün bulunmaması ve uzun yıllar çalışma hayatından uzak kalınması gibi durumların dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Nafaka alacağının etkin tahsili için yeni mekanizmalar geliştirilmesini isteyen Balat, gerekli hallerde devlet güvencesi sağlayacak nafaka fonu oluşturulmasını ve sosyal destek politikalarının sistemle birlikte planlanmasını önerdi.

Avukat Mehmet Alagöz, AYM kararının uzun süredir tartışılan yoksulluk nafakası konusunda önemli bir değişikliğe işaret ettiğini belirtti. Yoksulluk nafakasının kadın veya erkek ayrımı olmaksızın ekonomik durumu boşanma sonrasında sarsılan eşe ödendiğini aktaran Alagöz, iştirak nafakasının ise çocukların bakım, eğitim, sağlık ve barınma giderlerine katılmak amacıyla ödendiğini kaydetti.

Alagöz, yoksulluk nafakasının süresiz olmasının uygulamada bazı sorunlara yol açtığını savunarak, "Nafakanın süresiz olarak istenebilmesine ilişkin hüküm, uygulamada nafakanın süresiz belirlenmesine yol açmış, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmaması da tartışmalara neden olmuştur. Kısa süreli evliliklerde dahi kusuru olmayan kişilerin uzun süre nafaka ödeme yükümlülüğüyle karşılaşması ve nafakanın ödenmemesi halinde hapsen tazyik uygulanması ciddi mağduriyetler oluşturmaktadır." diye konuştu.

Mevcut kanunda yeniden evlenme veya ölüm halinde nafakanın kendiliğinden sona erdiğini, bazı durumlarda ise mahkeme kararıyla kaldırılabildiğini hatırlatan Alagöz, ispat ve yargılama süreçlerinin uzun olmasının uygulamada sorun oluşturabildiğini söyledi.

AYM kararında farklı ülkelerdeki nafaka uygulamalarına da yer verildiğini belirten Alagöz, İsviçre, Almanya ve Fransa'da nafakanın tarafların ekonomik ve kişisel durumlarına göre belirlendiğini, İngiltere, Hollanda ve Belçika'da ise süre ve koşullara ilişkin farklı sınırlamalar bulunduğunu aktardı.

Paylaş: X Facebook LinkedIn
Önceki Haber Demir yolu ile seyahat eden yolcuların haklarına dair yönetmelikte değişikliğe gidildi 10.10.2026 Sonraki Haber Raporlu ilaç kullanan hastalar için yeni düzenleme geliyor 10.10.2026

Bu habere tepki ver

0 Kızgın
0 Bayıldım
0 Hahaha
0 Beğendim
0 Muhteşem
0 Üzgün
0 İnanılmaz

/ Okuyucu Yorumları /

0 yorum

Henüz onaylanmış yorum yok.