Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz "Uluslararası mahkemelerde soykırımla yargılanan bir kişinin, Netanyahu'nun kalkıp da Cumhurbaşkanı'mıza laf söylemesinin hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur." dedi.
İsmail Şen, Suat Öztürk, Aydın Arik
Elazığ'daki temasları kapsamında AK Parti İl Başkanlığını ziyaret eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, partililerle bir araya geldi.
Yılmaz, burada yaptığı konuşmada, selamlarını ilettiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkenin duruşunu, politikalarını ve tüm mazlumların sesini Birleşmiş Milletler kürsüsüne taşıdığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının insanlık vicdanının ifadesi olduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
"Birilerini tabii ki rahatsız etti ama o birileri işledikleri suçları gayet iyi biliyorlar. O suçların üstünü örtmek için de sürekli bir şekilde Cumhurbaşkanı'mıza, ülkemize saldırmaya çalışıyorlar laflarla işte birtakım söylemlerle ama insanlık kimin nerede olduğunu, nerede durduğunu gayet iyi görüyor. Onların o söylemleri bizim için yok hükmündedir. Onların yaptıkları o zulümler, soykırımlar tarihe, insanlığın hafızasına geçmiş durumda. Uluslararası mahkemelerde soykırımla yargılanan bir kişinin, Netanyahu'nun hükümetinin kalkıp da Cumhurbaşkanı'mıza, Türkiye Cumhuriyeti'ne laf söylemesinin hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. İç siyasette sıkışmışlığını böyle aşmaya çalışıyor ama bu da beyhude bir çabadır. Bunun da altını çizmiş olalım. Biz kim ne derse desin, ne yaparsa yapsın zalimlerin karşısında, mazlumların yanında olmaya devam edeceğiz. Filistin davasını savunmaya, iki devletli çözümü savunmaya devam edeceğiz ve bu konuda giderek güçlenen insanlık ittifakının da çok güçlü bir parçası olarak biz bu politikamızı her platformda dile getirmeye, arkasında durmaya devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı'mız gerçekten tarihi bir konuşma yaptı. İnsanlığın nereye doğru gittiğini ve alınması gereken tavrı ortaya koydu. Uzun yıllardır aslında bunu yapıyor. 'Dünya 5'ten büyüktür.' diyor. Bu dünya 5'ten büyüktür sadece bir Birleşmiş Milletler'in reformu değil, aynı zamanda daha adaletli bir dünya arayışı. Maalesef dünyamızda birçok zulümler, adaletsizlikler var hem siyasi alanda hem ekonomik alanda. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanı'mız Türkiye'nin bu birikimiyle, tarihi birikimiyle, değerleriyle tüm insanlığa daha adaletli bir dünyanın mümkün olduğunu, bir araya gelirsek, birlikte hareket edersek bu savaşlar yerine daha barışçı bir ortamın olabileceğini, bu kavgalar yerine daha geniş kesimlerin müreffeh olduğu bir dünyanın kurulabileceğini söylüyor."
Er veya geç aydınlığın karanlığa galebe çalacağına inandıklarını dile getiren Yılmaz, zulmün hiçbir zaman sonsuz olarak devam etmediğini, mazlumların eninde sonunda galip geleceğini anlattı.
"Türkiye Cumhuriyeti olarak hem tarihin doğru yerinde durduğumuz için hem insani değerler bakımından doğru yerde durduğumuz için de son derece güçlü bir konumdayız. Ondan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye Cumhuriyeti olarak bir taraftan savunma sanayimizle, bütün imkanlarımızla caydırıcı gücümüzü arttırıyoruz. Bölgemizde yeni ittifaklar oluşturuyoruz. Mevcut ittifaklarımızı güçlü bir şekilde çalıştırıyoruz. Hem de barışçı diplomasiyle sorunları savaşarak değil oturup masada müzakere yoluyla çözme noktasında politikamızı, barışçıl politikamızı, diplomasiyi önceleyen politikamızı da en etkili şekilde hayata geçiriyoruz. Etrafımız bir ateş çemberi ama Türkiye bir istikrar limanı." ifadelerini kullanan Yılmaz, bunun kıymetini çok iyi bilmek gerektiğini vurguladı.
Güçlü bir ülkenin, dirayetli bir liderin ve tecrübeli kadroların olduğunu belirten Yılmaz, bütün bunlarla dünyanın ve bölgenin içinden geçtiği bu zor zamanı da en iyi şekilde atlatacaklarını, Türkiye'nin eskisinden de güçlü bir şekilde yoluna devam edeceğine işaret etti.
Türkiye Yüzyılı'nı adım adım inşa etmeye devam edeceklerini kaydeden Yılmaz, AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın 23 yılda birçok alanda büyük başarıları olduğunu gördüklerini dile getirdi.
"Ekonomide AK Parti iktidara geldiğinde, 2002'de 238-239 milyar dolarlık bir büyüklüğü vardı Türkiye'nin. Bu sene inşallah yıl sonunda 1,8 trilyon dolar. Mal ihracatımız sadece 36 milyar dolardı. Hizmet ihracatı da 14 milyar dolardı. 50 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatımız var. Şu anda son 12 aya baktığımızda mal ihracatımız 280 milyar doları aştı. Hizmet ihracatımız 125 milyar dolar seviyesine geldi. Mal ve hizmet ihracatımız 405 milyar dolar seviyesine çıktı.
Sadece ihracatımız geçmişteki milli gelirimizden çok daha fazla bir noktaya geldi. Böyle bir Türkiye var artık. Dünyada satın alma gücü paritesiyle 11. büyük ekonomiyiz. Nominal dediğimiz dolar bazında ise 16. büyük ekonomi konumundayız. Hangi ekonomik göstergeye bakarsanız bakın, Türkiye artık eski Türkiye değil, ölçek büyümüş, çok daha etkili bir ekonomik güç haline gelmiş bir Türkiye var. Sorunlar yok mu ekonomide? Bütün dünyada var, bizde de var. Özellikle enflasyon bu dönem en büyük meselemiz. Onu da önceliklendirmiş durumdayız, aşama aşama düşürüyoruz. Bu bölgemizdeki savaş nedeniyle biraz maalesef olumsuz etkiler oldu ama onları da telafi edip yolumuza devam edeceğiz. Ekonomimiz güçlendikçe de inşallah bunu refah artışı olarak da hayata geçirmeye devam edeceğiz."
Ekonominin yanı sıra 23-24 yılda sosyal alanda da büyük bir değişim dönüşüm olduğunu söyleyen Yılmaz, sağlık, eğitim ve sosyal alanda yapılan çalışmalara değindi.
Daha da iyileştirici adımlar atmaya devam edeceklerini dile getiren Yılmaz, Türkiye'de AK Parti'nin en büyük başarılarından birinin vesayetçi sistemleri tasfiye etmesi olduğuna dikkati çekti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şöyle konuştu:
"Bugün Türkiye'de artık sivil irade hakimdir. Sivil irade eksik kalır, vatandaş memnun olmaz, gider sandıkta ortaya koyar tavrını ama eskiden böyle değildi. Siviller, milletvekillerini seçiyordu, Ankara'ya gönderiyordu ama birileri, 'Milletin temsilcileri değil, biz karar vereceğiz. Biziz asıl irade.' diyorlardı. Dolayısıyla bu vesayetçi yapılar en son 15 Temmuz'da ama öncesi de tabii bir sürü mücadelelerle bugünlere geldik ve gerçekten bu en büyük başarı. Dolayısıyla yasaklar kalktı. Başörtüsünü tartışan var mı şimdi? Bakın '411 el kaosa kalktı' diye manşetler atılıyordu. İnsanlar başörtüsünü rahatça takarsa ülke parçalanır, bölünür, felakete sürüklenir diye medyada neler söylüyorlardı. İşte şimdi serbest oldu. Başı açık, başı örtülü insanlar bir arada, kamu hizmetinde, ekonomide, siyasette omuz omuza. Ne oldu milletimize? Bir zarar mı geldi? Devletimize bir zarar mı geldi? Yıllar yılı bunlar insanları korkuttular. Korkularla vesayetçi bir yapıyı sürdürdüler. Bugün çok şükür böyle bir şey yok. İnsanların ana dillini rahatça konuştuğu, kimliğini rahatça ifade ettiği, inancını rahatça ifade ettiği bir Türkiye var ve bu, en büyük başarı aslında. Çünkü insanlar kendilerini rahat ifade edemezlerse bir toplum rahat, huzurlu ve başarılı olamaz. İnsanlar kimliklerini rahat ifade edebilecek ki toplum rahat bir toplum olsun. Kimlik siyasetine karşıyız. Kimlikler başımızın tacı. Herkesin kendi etnik kimliği, mezhebi, inancı ama bunların siyasete de istismar malzemesi olarak alet edilmemesi lazım. Etnik ve mezhebi siyaset doğru değil ama insanların etnik ve mezhebi kimliklerini rahatça yaşayabilmeleri çok kıymetli. Dolayısıyla AK Parti kim ne derse desin demokraside vesayetçi yapıları kaldırdı. Türkiye'yi terörden de vesayetçi zihniyetten de kurtardı."
Bugün huzurlu bir Türkiye'nin olduğunu, standartları daha da yükselteceklerini belirten Yılmaz, "İşte Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge diyoruz. Kalıcı bir şekilde inşallah bunlar artık Türkiye'nin gündeminden çıkacak ve çok daha huzurlu bir ortamda hem kalkınmamızı yükselteceğiz hem de demokrasimizin standartlarını artırmaya devam edeceğiz. Endişelerin ortadan kalktığı, güvenliğin ve kardeşliğin pekiştiği bir ortamda iç cepheyi kuvvetlendirip enerjimizi boş yere içeride harcamak yerine dışarıdan bize yönelik gelen etkilere karşı bir beraber olarak yolumuza devam edeceğiz. AK Parti'nin en büyük başarılarından biri bu olmuştur." ifadelerini kullandı.
İleriki dönemde de demokraside, temel hak ve hürriyetlerde mücadeleyi sürdüreceklerini ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti: