Öne Çıkan Başlıklar
- Altın, Orta Doğu'daki gerilimin tırmanmasına rağmen haftalık bazda yaklaşık yüzde 2,6 değer kaybederek yeni işlem haftasına 4 bin 11 dolar civarında başladı.
- Ham petrol tarafındaki sert yükseliş, ABD tahvil getirilerini ve doları desteklerken Fed'in faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutabileceği beklentisini güçlendirdi.
- ABD'de haziran ayı tüketici enflasyonunun yüzde 4,2'den yüzde 3,5'e gerilemesi ve üretici fiyatlarının aylık bazda yüzde 0,3 düşmesi, haftanın başında altına alım getirdi.
Gelişmenin Ayrıntıları
Altın, Orta Doğu'daki gerilimin tırmanmasına rağmen haftalık bazda yaklaşık yüzde 2,6 değer kaybederek yeni işlem haftasına 4 bin 11 dolar civarında başladı. Jeopolitik belirsizliklerin normal şartlarda güvenli liman talebini artırması beklenirken, bu kez yükselen petrol fiyatlarının enflasyon ve faiz görünümü üzerindeki etkisi fiyatlamalarda daha belirleyici oldu.
Ham petrol tarafındaki sert yükseliş, ABD tahvil getirilerini ve doları desteklerken Fed'in faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutabileceği beklentisini güçlendirdi. Bu görünüm, faiz getirisi bulunmayan altın üzerindeki baskıyı artırdı.
ABD'de haziran ayı tüketici enflasyonunun yüzde 4,2'den yüzde 3,5'e gerilemesi ve üretici fiyatlarının aylık bazda yüzde 0,3 düşmesi, haftanın başında altına alım getirdi. Fed'in yeni bir faiz artırımına gitmeyebileceği beklentisiyle ons altın kısa süreliğine 4 bin 60 doların üzerine çıktı.
Açıklamalar ve Veriler
Ancak söz konusu toparlanma kalıcı olmadı. ABD ile İran arasındaki çatışmaların şiddetlenmesiyle Brent petrol haftalık bazda yaklaşık yüzde 16 yükselerek 88 dolara yaklaşırken, WTI 82 doların üzerine çıktı. Enerji maliyetlerindeki artış, enflasyonun yeniden hızlanabileceği endişesini gündeme taşıdı.
Bu gelişmelerin ardından altın perşembe günü 4 bin doların altına geriledi, haftanın son işlem gününde ise sınırlı bir toparlanma gösterdi.
Yüksek enerji fiyatları, taşımacılık ve üretim maliyetlerini artırarak enflasyonun Fed'in hedefinin üzerinde daha uzun süre kalabileceği beklentisini güçlendiriyor. Bu nedenle yatırımcıların odağı, doğrudan jeopolitik risklerden çok para politikasının seyrine çevrildi.
Vadeli işlemler piyasasında Fed'in eylül ayına kadar bir kez daha faiz artırma ihtimali yaklaşık yüzde 58 olarak fiyatlandı. Yükselen ABD tahvil getirileri faiz sağlayan varlıkların cazibesini artırırken, güçlü dolar da ABD dışındaki yatırımcılar için altını daha pahalı hale getirdi.
Kısa vadeli yatırımcıların altındaki pozisyonlarını azaltmasına karşın merkez bankalarının alımları devam etti. Çin, haziranda yaklaşık 15 ton altın satın alarak alım serisini 20'nci aya taşıdı.
Sektöre Etkisi ve Sonraki Adımlar
Dünya Altın Konseyi verilerine göre merkez bankalarının mayıs ayındaki net altın alımı 41 ton olarak gerçekleşti. Rezerv çeşitlendirmesi amacıyla yapılan bu alımlar, fiyatlar açısından uzun vadeli destek unsuru olmaya devam ediyor.
Altına dayalı borsa yatırım fonlarında ise temkinli görünüm öne çıktı. Küresel altın ETF'lerinde haziran ayında yaklaşık 8,9 milyar dolarlık net çıkış yaşanırken satışların büyük bölümünün Kuzey Amerikalı yatırımcılardan kaynaklandığı belirtildi.
ETF varlıkları 2026'nın ilk yarısında sınırlı artış gösterse de kurumsal talep, geçen yılki yükseliş dönemine kıyasla zayıf kaldı. Altının yeniden güçlü bir ivme yakalayabilmesi için ETF'lere kalıcı fon girişlerinin başlaması gerektiği değerlendiriliyor.
Fed'in 28-29 Temmuz'daki toplantısı öncesinde veri gündeminin görece sakin olması bekleniyor. Piyasalarda ABD-İran çatışmasının seyri, petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı'ndaki taşımacılık, ABD tahvil getirileri, haftalık işsizlik maaşı başvuruları, öncü PMI verileri ve Avrupa Merkez Bankası toplantısı takip edilecek.
Petrol fiyatlarında gerileme veya ekonomik verilerde zayıflama, faiz artışı beklentilerini azaltarak altına destek verebilir. Güçlü veriler ya da petrolde yeni bir yükseliş ise doların güçlenmesine ve altın üzerindeki satış baskısının sürmesine neden olabilir.