İçeriğe geç
HABERGündem

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu sona erdi

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı (İİKV) tarafından "Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler" ana temasıyla düzenlenen "13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu", sonuç bildirgesinin okunmasıyla sona erdi.

WhatsApp
Aa
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu sona erdi Gündem

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı (İİKV) tarafından "Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler" ana temasıyla düzenlenen "13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu", sonuç bildirgesinin okunmasıyla sona erdi.

5 kıtadaki 60 ülkeden 448 kurumun gönderdiği 668 bildiri özeti arasından bilim kurulunca seçilen 262 tebliğin Türkçe, Arapça, İngilizce ve Rusça dillerinde müzakere edildiğini aktaran Gündoğdu, sempozyumun insanlığın karşı karşıya kaldığı temel krizlere ışık tutan önemli bir ilmi zemin oluşturduğunu söyledi.

Gündoğdu, "Dünyanın yaratılışından bugüne kadar beşerin eliyle yapılan savaşlar, göçler, adaletsizlikler, ekolojik tahribat, aile kurumundaki çözülme, gençliğin anlam arayışı, dijital dünyanın doğurduğu yeni problemler ile inanç ve ahlak alanındaki sarsıntıların çözümleri sempozyum boyunca Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Peygamber'in sünnet perspektifiyle ele alınmıştır." ifadelerini kullandı.

İnsan eliyle kurulan nizamların zamanın şartlarına ve güç dengelerine bağlı olarak değişebileceğine dikkati çeken Gündoğdu, "Ancak Kur'an'ın adalet, merhamet, emanet, aile, kardeşlik ve insan onuru gibi temel ilkeleri farklı dönemlerde beşere yol göstermeye devam etmektedir." dedi.

Doç. Dr. Gündoğdu, Bediüzzaman Said Nursi'nin tespitlerine değinerek, şunları kaydetti:

"Said Nursi Hazretleri, 'Sünnet-i seniyesinin şuaı, bir iksirdir. Hem o sünnet, nur isteyenlere kafidir, hariçte nur aramağa ihtiyaç yoktur.' diyerek sünnetin bütün asırları kuşatan tükenmez rehberliğine işaret etmiştir. 'Beşerin asar ve kanunları beşer gibi ihtiyar oluyor, değişiyor, tebdil ediliyor. Fakat Kur'an'ın hükümleri ve kanunları o kadar sabit ve rasihtir ki asırlar geçtikçe daha ziyade kuvvetini gösteriyor.' tespitiyle de Kur'an hakikatlerinin bütün zamanları kapsayan canlılığını insanlığın nazarlarına sunmaktadır." ifadelerini kullandı.

Çağdaki siyasi, iktisadi ve ekolojik krizlerin kökeninde manevi bir boşluğun yer aldığını belirten Gündoğdu, "Varlığı kendi adına değil, yaratıcısı adına okuyan 'mana-yı harfi' bakışı, bu manevi kopuşu onaracak tevhid merkezli bir medeniyet tasavvurunun temelini oluşturmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Gündoğdu, istibdadın toplumsal barışın önünde büyük bir engel teşkil ettiğini vurgulayarak, Kur'an'ın hak, adalet ve mizan kavramları ile Said Nursi'nin "adalet-i mahza" anlayışının, kuvveti hakka tercih eden küresel sisteme karşı güçlü bir alternatif sunduğunu dile getirdi.

Şura, hürriyet ve hukukun üstünlüğünün sağlıklı bir yönetimin vazgeçilmez esasları olduğunu anlatan Gündoğdu, çatışma yerine yardımlaşmayı, şiddet yerine ikna ve hizmeti esas alan "müspet hareket" ilkesinin ise krizlerin çözümünde barış ve uzlaşı zemini inşa ettiğini belirtti.

Bölünmelere karşı birlik çağrısı yapan Gündoğdu, "Menfi milliyetçilik ve mezhep ayrılıklarının derinleştirdiği bölünmelere karşı iman kardeşliğine dayanan ittihad-ı İslam düşüncesi ve farklılıkları düşmanlığa dönüştürmeyen ihtilaf ahlakı hayata geçirilmelidir. Bu çerçevede ehl-i kitap ve farklı inanç mensuplarıyla ortak insani değerler etrafında buluşulması da büyük önem taşımaktadır." diye konuştu.

Gündoğdu, doğanın sınırsız bir tüketim nesnesi görülmesinin ekolojik tahribatın asıl sebebi olduğunu ve çevre krizinin esasen bir ahlak krizi niteliği taşıdığını vurgulayarak, israfın terki, sıfır atık ve gıda tasarrufunun Kur'ani bir sorumluluk olduğunu ifade etti.

Tamahkarlık ve biriktirme hırsının ekonomik istikrarsızlığı derinleştirdiğini kaydeden Gündoğdu, iktisat, kanaat ve şükür prensiplerinin yoksulluk, ihtikar ve yolsuzlukla mücadelede yol gösterici bir pusula olduğunu söyledi.

Gündoğdu, İsrail'in Gazze'deki sivil katliamlarına tepki göstererek, şu ifadelere yer verdi:

"İsrail'in Gazze'de sivillere, hastanelere, okullara ve ibadethanelere yönelik saldırıları ve insani yardımı engellenmesi açık bir soykırımdır. Bu zulüm karşısında sessiz kalınmamalıdır. Bu konuda İslam dünyasından daha güçlü ve kararlı bir ses yükselmelidir. Saldırılar derhal durdurulmalı, kalıcı ateşkes sağlanmalı, insani yardımın engelsiz ulaşması temin edilmeli, sorumlular uluslararası hukuk önünde hesap vermeli ve Filistin halkının kendi topraklarında hür ve bağımsız yaşama hakkı teminat altına alınmalıdır."

Paylaş: X Facebook LinkedIn
Önceki Haber Esenyurt Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturmasında 17 şüpheli gözaltına alındı 07.10.2026 Sonraki Haber Üsküdar'da yolcu vapuru tarihi yalıya çarptı 07.10.2026

Bu habere tepki ver

0 Kızgın
0 Bayıldım
0 Hahaha
0 Beğendim
0 Muhteşem
0 Üzgün
0 İnanılmaz

/ Okuyucu Yorumları /

0 yorum

Henüz onaylanmış yorum yok.